Bugün öğle
saatlerinde Steven Gerrard’ın Liverpool’dan ayrılacağını açıklamasıyla Türkiye’de
bir kısım futbol yöneticileri(!) döküldüler ortaya. Ayağı kayan, takımını
şampiyonluktan eden, şimdinin zayıf Selçuk Şahin’i vasat futbolcu muamelesi
yaptılar Gerrard’a. Dokundu açıkçası. Keşke bizim takımda da Gerrard gibi
birisi olsa dediğini adım gibi bildiğim halde yine bu aynı yöneticiler(!)
hayatlarında futbol anlamında böylesine başarı ve istikrarın yüzde 1’ini
görmemelerine rağmen ona sallamayı ve bu şekilde de olsa prim yapmayı görev
edinmişler. Efsaneleşmeyi, başarıyı sadece kupa kaldırmak olarak gören ülkemiz
futbolunun gerçeği bu durum. Bizden binlerce kilometre uzaktaki bir futbolcu
için bu denli içten beddua edebilme yeteneği sadece bize özgüdür diye
düşünüyorum. “İyi ki gitti, yeter artık zaten, şampiyonluk da hayal oldu…” Size
teşekkür edip içimi de döktükten sonra ilk kez Gerrard’ın yaşattığı değil yaşadığı
bir hikayeye geçebilirim.
1998 yılının 29
Kasım’ında ilk kez Liverpool as takımı formasıyla tanışmıştı Kaptan. O günden
beridir hiç çıkarmadı formayı. Babasının koyu bir Liverpool taraftarı olmasından
dolayı Manchester United’ı reddeden Gerrard, 9 yaşında Liverpool Akademisinde
futbol oynamaya başlar ve efsanesi olacağı kulübe ilk adımı o zaman atar.
Gerisini hepimiz az çok biliyoruz, 695 maç Liverpool’la 114 maç İngiliz Milli
Takımı ile, 3 Lig Kupası, 2 FA Cup, 1 Şampiyonlar Ligi, 1 Uefa Kupası, 2 Süper Kupa
ve onlarca “en iyi” ödülleri. Bu başarımların hepsinin ayrı ayrı muazzam hikayeleri
var ama hiçbiri Hillsborough felaketinde yaşanan kadar derinden etkilemedi
Gerrard’ı. Henüz 9 yaşındaydı Hillsborough yaşandığında, Liverpool’a yeni katılıyordu
o zamanlar. Dünya futbolunun gördüğü en büyük
trajedide 96 seyirci izdihamdan ölmüş, 766 kişi de yaralanmıştı.
Trajedinin en genç kurbanı ise Gerrard’ın kendisinden bir yaş büyük olan 10
yaşındaki fanatik Liverpoollu kuzeni Jon-Paul Gilhooley’di. Futbol tutkunu aile
böyle dramatik bir felakete kurban gitmişti. Gerrard otobiyografisinde Jon-Paul
ve ailesinden bolca bahseder. Liverpool akademisindeki zamanlarında Jon-Paul’un
ailesi sürekli Gerrard’ı izlemeye akademiye gelir, küçük Steven da onları her
gördüğünde başarıya olan açlığını, kararlılığını hissedermiş. Ekstra motivasyon
kaynağı imiş Jon-Paul ve ailesi onun için. Gerrard’ın kutsal formayı ilk kez giydiği
29 Kasım 1998 gününün hemen öncesinde de Jon-Paul’un ailesi Gerrard’ın yanına
gelir ve “seninle gurur duyuyoruz” derler. Gerrard sahaya adımını attığında
Jon-Paul’un gözlerinin onun üstünde olduğunu hisseder ve otobiyografide de bize
hissettirir: “Jon-Paul ile birlikte paylaştığımız hayali yaşıyordum.” Jon-Paul,
yaşasaydı Gerrard’ın her kırmızı formayla sahaya girişinde onun da tribündeki
yerini aldığını bildiği, Liverpool’u paylaştığı kuzeni.
Hillsborough
felaketi ile ilgili yazdıkları ise onun Liverpool halkı ve taraftarı için
sadece bir futbolcu olmadığını anlamamız için yeterli.
“Liverpool’un ünlü
şarkısı You’ll Never Walk Alone söz ve müziğin uyumundan çok daha fazlası,
insanlar arasındaki anlaşmadır. İyi ve kötü günlerde hep birlikte olma
anlaşması. Hillsborough felaketini yaşayan aileler övgüyü çok fazla hak ediyorlar,
artık onların masalarında bir sandalye boş, onların yıllardır dokunulmamış
yatak odaları var. Bu aileler adaleti hak ediyor. Sonuna kadar destekliyorum
Hillsborough felaketinin sorumlularını bulmak için başlatılan kampanyaları.
Hepimiz Hillsborough’da olanları ve sorumluları bilmeliyiz. Masum 96 insan
orada öldü, benim de kuzenim öldü ve o adaleti görmedi. Anfield’da ısınırken ‘96
kişi için Adalet’ yazılı pankartı gördüğümde tekrar hissettim ve katıldım o
insanlara.”
“Hillsoborough bir
daha asla yaşanmamalı. Kimse hayatını veya akrabalarını bir futbol maçında
kaybetmemeli. Shankly Kapısı’nın dışındaki anıtta Jon-Paul’un ismini her
gördüğümde hüzün ve nefretle dolarım. Bunu daha önce kimseye söylememiştim
fakat bu bir gerçek: Ben Jon-Paul için oynuyorum!”
Steven Gerrard Dünya futbolu için efsanedir ama Liverpool için bambaşka. Tarif edilemez duygular yaşattı tüm Liverpool halkına. Liverpool için yaptıklarıyla, Hillsborough hakkında söyledikleriyle, Jon-Paul için yaşadıklarıyla koskoca bir şehri sığdırdı kalbine. Teşekkürler Büyük Kaptan Steven Gerrard.
Tufan Demir


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder